Beni Koruyun

Hürriyet - Yazarlarım

1 Temmuz 2012 Pazar

Tişört Boyadım Ben :)

Merhabalar canım izleyicim :)

Son zamanlarda sık sık olduğu ( ve daha da olacağı) gibi, yepyeni bir geri dönüşüm projesi ile daha buradayım.. Sıkılmadınız değil mi kendin yap/DIY'lardan.. N'oolur sıkılmayın, ben çok seviyorum onları ve daha pek çok kez çıkacağım karşınıza onlarla :)

Efendim bugünkü geri dönüşüm projemiz aslında eminim hepimizin bildiği, belki de uyguladığı kumaş boyama ile ilgili.. İlk kumaşımı ne zaman boyadığımı düşündümde, tam 12 sene geçmiş üzerinden :) Üniversite de, düz beyaz atletlerimizi iple sıkıca bağlayıp, renk renk batik desenli tişörtler yapardık...

Neyse uzatmayayım :)

Ben bir süre önce eşimin çok severek aldığı, bayıla bayıla giydiği antrasit renk olan, ancak gün aşırı giyilmekten iğrenç bir yeşile dönen şortunu ve bir de yine rengi kaçmış bir eşofmanını boyamıştım bir süre önce.. Ancak, bu blogger kişisi bırak bunları fotoğraflamayı, sizinle paylaşmayı bile unuttu :)) Neyse, ben bu söz konusu şortu yıkarken ne yapmışım dersiniz.. Güzelim pembe bir tişörtümü de yanlışlıkla atmışım makineye.. Bir çıktı ki, yer yer siyahlaşmış, harap olmuş :(


Ve gelelim bugünkü postun konusu olan tişörte.. Baktım olacak gibi değil, ben de aldığım elime sevgili Viktorya'yı, eşimin, rengi -niyeyse-tekrar atan şortu ile birlikte kendi tişörtümü de attım makineye.. O kadar güzel bir renk çıktı ki ortaya siyah ve pembe birleşiminden ben de sizinle bunu paylaşayım dedim :)

Demem o ki, bir kumaş boyama postu gibi görünse de, aslında bol yazılı, az fotoğraflı bir yaptım oldu postudur bu :))





Tam ben bu fotoğrafları çekerken kızım yanıma geldi ve üzerinde tesadüfen aynı tişört vardı.. Ben de rengin geçirdiği dönüşümü görmeniz açısından kızımın fotoğraflarını da koyayım dedim.. Bol maşallah dileklerimle :))





İşte böyle.. Ha bu arada, şort nerede derseniz, onun fotoğraflarını çekmeye gerek duymadım.. Bildiğin siyah işte :))


Sevgilerimle :)

Not: Dün tam bu postu yapmak üzere oturdum ki, sevgili Ponti'min de tam da bu konuyla ilgili bir post hazırladığını gördüm.. Bir de bir güzel detaylı anlatmış, bir göz atın derim :))





19 Haziran 2012 Salı

Kendim Yaptım

Uzuuuun ve mecburi bir aradan sonra tekrar merhabalar sevgili izleyici,

Ben, daha önce bahsettiğim zorunluluktan ve teknik nedenlerden dolayı burada yokken, siz burdasınız ya, seviyorum sizi, daha ne diyeyim :)

Ama ben de yine boş durmadım tabii ki, elim dolu geldim.. Umarım verdiğim uzuun arayı hoşgörmenizi sağlar.. Umarım beğenirsiniz..

Şimdi efendim, olay bir eve kapanmış, eşi tarafından net bağlantısı azaltılmış bir kadının, ne yapsam da bu adamdan intikam alsam ben diyerek evde dört dönmesiyle başlıyor  ve eşinin dolabında son buluyor.. Evet, anladınız, yepisyeni, cillop gibi bir DIY/Kendin Yap projesiyle sahalara döndüm :)

Neyse, uzatmayayım; kendisine en son aldığımız ve görünüm olarak diğer tişörtlerinden en iyi duranı bi elime aldım, diğer elime de sevgili makas arkadaşı.. Kestim.. Önce kollarını, sonra da yakasını kestim.. Tabi ben, bi heyecan kesiverince bu aşamaları fotoğraflamayı unuttum gene, affola :)





Kestim ama bu kadar yırtık beni kesmedi.. Dedim ki daha ne yapsam.. Şu fotoda görünen sevgili dantelimi aldım, tişörtü çevirdim ve arkasına teğelledim..




Sonra da, dikiş makinasında önce teğel yerlerinden diktim. Sonra da, yatay, paralel çizgiler şeklinde dikiş attım..



Dikiş işimde bitti.. Son  olarak aldım elime yine makası, o makine de paralel attığım dikişlerin arasından kesikler yaptım.. Çizgi çizgi kestim tişörtü..

 


Ta ta ta taaaa.. Tişörtüm yaklaşık 20 dk içinde bitti, hemen giydim üzerime sizin için fotoğraf çektim kendimi :)



Önden bi numarası olmadığı için o taraftan çekmedim. Arkadan tam olarak bu şekilde görünüyor ve gören herkes inanılmaz beğendi.. Hatta annem dedi ki, bu kız bensiz kendine birşey alamaz, hangi ara almış bu güzel şeyi :)))


Peki ya siz beğendiniz mii ?

Bu arada avizelerimi hatırladınız, değil mi?

Sevgilerimle..





10 Haziran 2012 Pazar

Çanta Yenileme

Merhabalar sevgili izleyici, nasılsın :))

Elimde olmayan nedenlerle bir süredir çok sık online olamıyorum ve bu yüzden çok üzgünüm.. Eşimden ban yedim :)) Vınn limitini yiyor muşum, çok fazla foto yüklüyor muşum, nasıl bu kadar hızlı bitiriyor muşum, böyle giderse daha da nete giremez mişim, bla bla blaa ... İşte bu fazla sinirsel nedenlerle online olamadım bir süredir, affola :))

Ha, bu arada, boş durdum mu, tabi kii Hayıırrr..

Yepyeni, gıcır gıcır bir delilik projesiyle karşınızdayım.. Yıllardır elimde olan, çok severek 1700 kere falan kullandığım, ancak artık pul pul dökülen mango çantamı yeniledim.. Ama ne yenileme.. İtiraf ediyorum, tam yarısında vazgeçmeyi, çantayı kaldırıp atmayı ve size bundan asla bahsetmemeyi bile düşündüm.. Ama yapamadım..

Gelelim çantamızın geçirdiği dönüşüme, bu çantamın ilk hali.. Aslında yanlarda ufak sapı vardı, ancak ben sapları kestikten sonra fotoğraflamayı akıl edebildim :))


Fotoğrafta da gördüğünüz gibi, çantam artık zavallı bir haldeydi, arkası bundan daha da fenaydı üstelik.. Bu da, çantamla bütünleştirmeyi planladığım malzeme.. Saten..



O kumaşı çantaya yapıştıracağımı zannettiniz değil mi? Yaaa, ben o kadar kolay yolu seçer miyim ama, aşkolsun.. Diktim.. Evet evet, yaptım.. Deliyim, biliyorum, tam 2 gün parmak uçlarımla birşey tutmakta zorlandım.. Zaten süslemesini de parmaklarımın acısı geçince yaptım :)) O kadar kastım ki bitircem diye, yapım aşamalarını da fotoğraflayamadım.. Hele ki süslemeden önceki halini iyi ki fotograflayamamışım; berbattı gerçekten, kardeşim görünce gülme krizine girdi, kendimden nefret ettim :)

Neyse ki, azmettim, bitirdim, çıkan sonucu pek beğendim, parmak uçlarımdan öptüm tebrik ettim kendimi :))







Bir sonra ki delilik projesinde görüşünceye dek hoşçakalın diyor ve hepinize sevgilerimi gönderiyorum :))


3 Haziran 2012 Pazar

3 Haziran 1963

OTOBİYOGRAFİ

1902'de doğdum
doğduğum şehre dönmedim bir daha
geriye dönmeyi sevmem
üç yaşımda Halep'te paşa torunluğu ettim
on dokuzumda Moskova'da komünist Üniversite öğrenciliği
kırk dokuzumda yine Moskova'da Tseka-Parti konukluğu
ve on dördümden beri şairlik ederim

kimi insan otların kimi insan balıkların çeşidini bilir
ben ayrılıkların
kimi insan ezbere sayar yıldızların adını
ben hasretlerin

hapislerde de yattım büyük otellerde de
açlık çektim açlık gırevi de içinde ve tatmadığım yemek yok gibidir

otuzumda asılmamı istediler
kırk sekizimde Barış madalyasının bana verilmesini
verdiler de
otuz altımda yarım yılda geçtim dört metre kare betonu
elli dokuzumda on sekiz saatta uçtum Pırağ'dan Havana'ya

Lenin'i görmedim nöbet tuttum tabutunun başında 924'de
961'de ziyaret ettiğim anıtkabri kitaplarıdır

partimden koparmağa yeltendiler beni
sökmedi
yıkılan putların altında da ezilmedim

951'de bir denizde genç bir arkadaşla yürüdüm üstüne ölümün
52'de çatlak bir yürekle dört ay sırtüstü bekledim ölümü

sevdiğim kadınları deli gibi kıskandım
şu kadarcık haset etmedim Şarlo'ya bile
aldattım kadınlarımı
konuşmadım arkasından dostlarımın

içtim ama akşamcı olmadım
hep alnımın teriyle çıkardım ekmek paramı ne mutlu bana

başkasının hesabına utandım yalan söyledim
yalan söyledim başkasını üzmemek için
ama durup dururken de yalan söyledim

bindim tirene uçağa otomobile
çoğunluk binemiyor
operaya gittim
çoğunluk gidemiyor adını bile duymamış operanın
çoğunluğun gittiği kimi yerlere de ben gitmedim 21'den beri
camiye kiliseye tapınağa havraya büyücüye
ama kahve falıma baktırdığım oldu

yazılarım otuz kırk dilde basılır
Türkiye'mde Türkçemle yasak

kansere yakalanmadım daha
yakalanmam da şart değil
başbakan filân olacağım yok
meraklısı da değilim bu işin
bir de harbe girmedim
sığınaklara da inmedim gece yarıları
yollara da düşmedim pike yapan uçakların altında
ama sevdalandım altmışıma yakın
sözün kısası yoldaşlar
bugün Berlin'de kederden gebermekte olsam da
insanca yaşadım diyebilirim
ve daha ne kadar yaşarım
başımdan neler geçer daha
kim bilir.




11 Eylül 1961 / Doğu Berlin

Nazım Hikmet RAN

29 Mayıs 2012 Salı

Anne tişörtünden elbise

Herkese merhabalar,

Yepyeni bir DIY project / kendin yap projesi ile karşınızdayım efendim.. Ben birşeyleri dönüştürmeyi, yeniden yaratmayı, farklı kullanım şekillerine sokmayı çok seviyorum.. Ben tam bir DIY/geri dönüşüm insanıyım, kesinlikle karar verdim.. Hatta, şimdi aklıma geldi, Vizontele filminde Deli Emin karakteri için "ayakkabıdan radyo yapıyor" diyorlardı ve her seferinde aynı espriye 10 dk gülüyordum :) Sanırım en büyük hobimi bu kadar yansıttığı için sevmişim, ben de yaparım ki ayakkabıdan radyo :)))

Ne yapalım annemin deyimiyle çöpçüyüm ben, sevmiyorum atmayı, sonra işe yarıyor :)

Neyse efendim, kaç gündür ortalıkta yokum diye, lafı bu kadar uzatmanın da alemi yok değil mi, sadede gelelim..

Şöyle ki; benim 36 bedenken aldığım, ancak sonra sevgili kilolarımı ve 40 bedeni fazlaca sevdiğim için içine sığamadığım, ancak işe yarar diyerek atmaya kıyamadığım bir tişörtümü, kızıma ev elbisesi yaptım..

Ama öyle elbise yaptım dediğime bakmayın, dikiş bilmez, öğrenmekte ısrarcı ben, tişörtümün üstüne kızımın bir elbisesini koydum, onu kalıp alacak şekilde yanlardan daralttım ve kollarını kestim. Sonra baktım, bir kız çocuğu için fazlaca sade, kollarına ufacık bir ekleme yaptım.. Daha da süslenebilir aslında, ancak dayanamadım, paylaşayım dedim :))


Bu tişörtümün ilk hali..

Bu dönüşmüş hali :)



Bu da kızımın üstündeki hali.. Tabi göbüşten hiç birşey belli olmuyor, ama üzerinde duruşu burda göründüğünden çok daha sevimli :))





Şimdilik benden bu kadar.. Yepyeni DIY'larda görüşünceye dek, sevgiyle kalın efendim :))




24 Mayıs 2012 Perşembe

Sarma Bilezik

Merhabalar efendim,

Nasılsınız, iyi misiniz, keyifler nasıl? Nedir bu havaların durumu böyle Yaz gelmeyecek mi? Küstü mü bize? Ülkece depresyona girmek üzereyiz, yok mu bize bir çare...

Gördüğünüz üzere, kafamda binbir soru, penceremde yağmur damlaları, pinekleyip duruyorum kendimce :) E pineklerken de, kafa bu tabi, boş durmadığından, hem kırk tilki aynı anda dolaşıyor, hem memleket meselelerine çözüm arıyor, hem de ne yapsam da bi DIY/Kendin Yap projesi gerçekleştirsem diye, evde bozcak birşeyler arıyorum sürekli :)

Geçenlerde mağazaları dolaşırken, benzerini Koton'da gördüğüm, ancak birkaç ince tel bilezikle birlikte kullanılarak sunuluş ve 30 TL etiketli bir bilezik görmüş ve çok beğenmiştim. "Ben bunu yaparım ki" diyerek, gittim süpermarketin birinden 1,5 TL'ye aşağıda gördüğünüz bileziği aldım, aklıma da, birkaç ay önce her ne hikmetse aldığım altın rengi yaldızlı iplik geldi.. İkisini kullanarak hazırladığım bileziğimi beğenilerinize sunuyorum :)






Yalnız bu fotoda elimin aldığı garip şekle dikkat ! Ne düşünüyosam artık çekerken, nasıl bi psikoloji içine girdiysem :))

Umarım beğenmişsinizdir, sevgiyle kalın :))

18 Mayıs 2012 Cuma

Yeşillendik

Merhabalar izleyici :)

Keyifler nasıl, valla ben de çok iyi.. İş güç bitti, gezmeler başladı. Bir de yaz tamamen geldi mi, oh, değmeyin keyfime; mis :)

Efenim, bugün karşınıza şu meşhuuurr taşınma döneminde sıkıntıdan yapılan, o günden beri defalarca takılan, ancak taslakta unutulduğu için sizlerle paylaşılamayan yeşillerimle çıkıyorum :))

Yeşil inci boncuk ve sarı metal aparatlarla tasarlanan bileklik ve küpemi umarım siz de beğenirsiniz..

Öpüyorum ve gidiyorum :))